7 Eylül 2007 Cuma

Çocuklarınızı (E) kodlu bu gıdalardan koruyun

Çocuklarınızı (E) kodlu bu gıdalardan koruyun

İngiltere Southampton Üniversitesi tarafından yapılan araştırma gıdalardaki korkunç gerçeği açığa çıkardı. Araştırmada özellikle çocuklara yönelik şeker, pasta ve gazlı içecek gibi ürünlerde bol bol kullanılan 'E' kodlu katkı maddelerinin derhal yasaklanması gerektiği belirtildi.

GIDALARLA SAVAŞ BAŞLIYOR

Southhampton Üniversitesi araştırmacıları bir grup çocuğun bir bölümüne gıdalarda bulunan koruyucu ve katkı maddelerinden hazırlanmış bir kokteyl, bir bölümüne de sadece meyve suyu vererek, çocukların davranışlarını gözlemlediler. İngiliz Gıda Güvenliği Ajansı "Food Standards Agency" yönetiminde yapılan araştırmayı yürüten bilim adamlarına göre, elde edilen sonuçlar, daha önce dikkat toplama bozukluğu olan hiperaktivite rahatsızlığı (ADHD) bulunan çocuklar üzerinde yürütülen çalışmaların sonuçlarını doğruluyor. Araştırmanın başındaki Profesör Jim Stevenson ve meslektaşları, koruyucu ve katkı maddelerinin 3 ve 8-9 yaşları arasındaki çocukların hiperaktif davranışları üzerinde olumsuz etkisi bulunduğunu saptadılar. Böylece sigaranın ardından dünyada “E”kodunu taşıyan yapay tatlandırıcı, renklendirici ve koruyucu maddelere karşı savaş başlıyor. Uzmanlar, ailelerin sigara için açılan tazminat davalarının benzerlerini bu katkı maddelerini kullanan gıda firmalarına açabileceği uyarısı yaptı.

GIDALARDAKİ TEHLİKELER

E102 (Bisküvi, tatlılar): Hiperaktivite, astım. n E124 (İçecekler, bisküvi, tatlılar): Alerji, tahammülsüzlük. E110 (dondurma, içecekler, tatlılar): Mide sorunları, alerji. E122 (jel tatlılar, hazır yemekler, bisküvi):Alerji, olaylara tahammülsüzlük. E104 (Tatlılar): Hiperaktivite, astım. E129 (Gazlı içecekler, kokteyl sosis): Aşırı duyarlılık. E211 (Gazlı içecekler, fırında hazırlanan gıdalar, lolipop): Hiperaktivite, astım

3 Eylül 2007 Pazartesi

Genetik bitkilerin insan sağlığı üzerindeki etkileri yeterince test ediliyor mu, sorusu gündemde. Genetik değişimden geçirilen bitkilerin sağlık üzerindeki etkileri tartışmalı bir konu. Genetik bitki üretimini destekleyenler bu tür ürünlerin zararsız olduğunu savunurken, kimi bilim adamları ve çevre kuruluşları genetik gıda ürünlerine karşı. Peki son bulgular ne diyor?
Alman Spiegel dergisinde ve Hürriyet-Bilim Dergisinde yayınlanan bir yazıda genetik bitkilerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin yeterince test edilip edilmediği gündeme getirildi. Makalede, Avustralyalı genetikçi Arpad Pusztai'in ta 1998 yılında genetik patateslerle beslenen farelerin organlarında değişimler meydana geldiğini açıkladığında, haber neredeyse hiç kimseyi tatmin etmemişti. Fakat kısa bir süre önce yayımlanan bir araştırma bilim adamlarının ve çevre kuruluşlarının dikkatini çekti, deniyor.
Avustralya'daki CSIRO isimli örgütte bezelye böceğine karşı dirençli genetik bezelye yetiştiren bilim adamları geçtiğimiz haftalarda bir itirafta bulundular. Böcekleri öldüren genetik bezelyeler fareleri de etkiliyor. Bezelyeleri yiyen kemirgenlerin bağışıklık sistemi aşırı derece tepki vermekte. Araştırmacılar farelerin üzerine bezelye tozu sıkınca birçoğunda akciğer iltihabı gelişmiş.
Farklı Görüşler
İsviçreli bitki patolojisi uzmanı Cesare Gessler, genler ve çevreleri arasındaki karşılıklı etki hakkında çok az şey biliniyor derken, Fransız moleküler Biyolog Gilles Eric Soralini, Spiegel'de dergisindeki görüşüne göre halihazırdaki yöntemlerde sentetik genetik yapılar bilinmeyen bir kalıtıma rastgele yerleştirmekte, diyor.
Moleküller ve bitki hücreleri arasındaki etkilere bakış gerçekten de zamanla değişiyor. Eskiden "bir gen, bir etki" öğretisi geçerliyken, hücrelerdeki süreçleri karakterize etmek isteyen hücre biyologu Richard Strohman ve diğer bazı bilim adamları artık "ağ" veya "özgün yaşam" gibi terimleri kullanmayı tercih ediyor. York Üniversitesi bitki fizyoloğu Richard Firn'e göreyse bitkisel mekanizmaya yapılan gen transferinin ne şekilde etkiyeceği tahmin edilemez bir süreç.
Bitkilerin zararlı böceklere karşı savunma maddesi üretmelerine dayanan süreç, evrimsel açıdan bilinmezleri yaratmak için şartlandırılmıştır.

Bazı Araştıma Sonuçları
Son zamanlarda gerçekleştirilen bazı araştırmalar, genetik bitkilerin zararlarını açıkça ortaya koymakta.
Genetik bitkiler, hiç kimsenin hesaba katmadığı maddeler üretiyor. CSIRO'da yapılan araştırmalar da bunu kanıtlamakta. Bezelyeleri böcek larvaları için zehirli hale getiren anti-böcek geni, memelilerce yenebilen bir fasulyeye ait. Ancak bezelyenin hücreleri fasulyenin savunma maddesini, anlaşıldığı kadarıyla şiddetli bağışıklık reaksiyonuna sebep verecek şekilde üretiyor.
Urbino Üniversitesi'nden Manuela Malatesta, fareleri genetik soyayla besledikten sonra, karaciğer hücrelerinde yapısal farklılıklar saptamış.
Fransa Tarım Bakanlığı'nın genetik komisyonu (Commission du Genie Biomoleculaire) daha geçen yıl genetik mısırla beslenen farelerin böbreklerinde ve kanında meydana gelen değişimleri Monsanto firmasından öğrenmişti.
Fakat AB Gıda Ürünleri Güvenliği Dairesi bu sonuçtan sonra önlem aldı. Tartışmalı olan MON 863 tipi mısır ile AB'de sadece hayvanlar besleniyor. Peki insanlar genetik ürünlerin zararlı etkilerinden ne şekilde korunacak? Fransız moleküler biyolog Soralini, laboratuvarda üretilen genetik bitkilerin, tıpkı böcek ilaçları gibi hayvan deneyleriyle uzun vadeli olarak test edilmesini öneriyor.
Başta Greenpeace olmak üzere birçok çevre kuruluşu ise genetik bitki üretiminin tümden durdurulmasından yanalar.

Spiegel'de yayımlanan haberde Alman Beslenme ve Gıda Araştırmaları Dairesi'nden Klaaus-Dieter Jany ilginç bir noktaya değiniyor. Jany diyor ki, genetik bitkilerde ortaya çıkan beklenmedik etkilerin yeterince test edilmediği doğru, fakat bu normal üretimlerde de pek farklı değil. Konvansiyonel yöntemlerle üretilen türlerde 34 yeni protein bulunmuş. Buna rağmen bu ürünlerde de testler yapılmamakta.
Gazlı diyet içeceklerde büyük tehlike
Bir araştırma, gazlı diyet içeceklerin büyük sağlık sorunlarına sebep olduğunu ortaya koydu

Uzmanlar, �Diyet içecekleri içenler kalori kaybediyor ama sağlıklarını tehlikeye sokuyor� uyarısı yaptı.

Boston ve Harvard Üniversitesi uzmanları, kalp derneği için, gazlı diyet içeceklerle ilgili olarak 3 bin 500 kişi üzerinde araştırma yaptı. Çalışma sonucunda, günde bir kutu gazlı diyet içeceklerden tüketen kişilerde obezite, kan şekeri, tansiyon gibi hastalıklardan bir ya da daha fazlasına yakalanma riskinin yüzde 50-60 arttığı görüldü. Gazlı içecekler kalp hastalığı riskini de iki kat artırıyor.

Dört yılda tamamlanan araştırmadaki sonuçlar şöyle oldu:

* Obezite riski yüzde 31 arttı.

* Kan şekerinin tehlikeli boyutlarda yükselme olasılığı yüzde 25 arttı.

* Kötü kolesterol HDL seviyesinin yükselme riski yüzde 32 arttı.

* Yüksek tansiyon riski arttı. Ancak bununla ilgili istatistiki bilgi edinilemedi.

Renklendirici de zararlı

Araştırmayı yürüten Doktor Ramachandran Vasan �İster gerçek, ister yapay tatlandırıcılı olsun gazlı içecekler kişinin daha fazla yemesine neden oluyor. Ayrıca yapay renklendiricilerin de vücutta iltihaba neden olarak damar hastalıklarını tetiklediğini düşünüyoruz. Ama bu konuda henüz detaylı bir çalışma yapmadık� dedi.