27 Şubat 2009 Cuma

Prebiyotikler

Tanım ve arka plan

Prebiyotikler şu şekilde tanımlanmıştır:

Kolondaki bir veya sınırlı sayıdaki bakterilerin gelişmesini ve/veya aktivitesini seçici olarak arttıran, insan vücudunu faydalı bir şekilde etkileyen sindirilemeyen gıda bileşenidir vede insan sağlığını düzeltmektedir (Gibson and Roberfroid, 1995).

Birçok potansiyel prebiyotikler karbonhidratlardır, fakat tanım karbonhidrat olmayanların prebiyotik olarak kullanımını dışlamamaktadır. Teoride, zararlı bakterilerin sayılarını azaltan ve sağlığa faydalı bakterilerin aktivitelerini destekleyen antibiyotikler de prebiyotik olarak kabul edilebilir.

Tanım, özel bir bakteriyel grubu vurgulamamaktadır. Fakat, bir probiyotiğin bifidobakteri ve laktik asit bakterilerinin sayılarını ve/veya aktivitelerini arttırarak insan üzerinde birçok faydalı etkisi bulunduğu varsayılmaktadır. Bifidobakteriyi uyarıcı ürünler bifidogenik faktör olarak tanımlanmaktadır. Bazı prebiyotikler böylece bifidogenik faktör olarak görev yapmaktadır veya tam tersi şeklinde. Fakat iki kavram özdeş değildir, aşağıdaki intermezzoya bakınız.

Prebiyotikler, ilgili terminoloji ve yanlış anlaşılmalar

Bifidogenik faktör: Bifidobakterinin gelişmesini uyarıcı herhangi bir bileşen.

Sindirilemeyen oligosakkaritler (NDOs): İnce bağırsaklarda sindirilemeden, kalın bağırsağa değiştirilmeden gelen, kısa zincirli karbonhidratlardır.

Yanlış anlaşılmalar: Prebiyotikler bifidogeniktir: İnsan vücudu üzerinde faydalı bir etkiye sahip olmak için, bifidobakteriyi uyarmasına gerek yoktur. Diğer türlerde faydalı etkilere sahip olabilir. Prebiyotikler böylece gerekli bifidogenik değillerdir.

Bifidogenik faktörler prebiyotiklerdir:

Bir bifidogenik faktör bağırsaklarda veya diğer durumlarda (örneğin fermente süt ürünlerinde) bifidobakteriyi arttırır. Bağırsaklardaki bifidobakteri uyarıldığında, bifidogenik faktör prebiyotik olarak göz önüne alınabilir, fakat bu uyarıcının insan vücudu üstüne faydalı bir etkisi olmalıdır. Diğer durumlarda ise, bifidogenik faktörler prebiyotik olarak göz önüne alınmazlar.

NDOs bifidogenik veya prebiyotiklerdir:

NDOs faydalı bakterileri uyarabilir, ve bu da faydalı etkilerle sonuçlanabilir. Eğer böyleyse, bunlar prebiyotik olarak göz önüne alınabilirler.

NDOs aynı zamanda istenmeyen bakterileri de uyarır ve böylece negatif etkilere sahiptirler (örneğin laktoz intoleransı).

NDOs bifidobakteriyi uyarabilirler ve böylece bifidogenik olarak göz önüne alınabilir, prebiyotik olarak kabul edilebilir de edilemez de.

NDOs ayrıca bütün bağırsak florasına da etkili değildirler.

Böylece, tipine göre NDOs prebiyotik, bifidogenik, zararlı veya inert olabilir.

Tanım ayrıca, insan sağlığında gelişim sağlayan metabolik aktivitelerdeki değişimleri de belirtmektedir. Bu demek oluyor ki hiçbir özel bakteri grubu uyarılmamış fakat bağırsak florasındaki bu metabolik aktivite bir bütün olarak modifiye edilebilmelidir. Bu genellikle de karbonhidrat fermantasyonunda artış, protein ayrışımı ve fermantasyonunda azalma demektir.

Genellikle, karbonhidrat fermantasyonu zararsız ve hatta faydalı son ürünlerle sonuçlanırken, protein fermantasyonu potansiyel zararlı ürünlerin oluşması ile sonuçlanmaktadır. Aşağıdaki şekle bakınız.

Şekil 1. Bağırsak mikroflorasının protein ve karbonhidrat fermantasyonunun şematik gösterimi. Altı çizili olan protein ve fermantasyon ürünleri başlıca protein fermantasyonundan türetilmiştir.

SCFA = Kısa Zincirli Yağ Asitleri, BCFA = Dallanmış Zincirli Yağ Asitleri

H2S gazı son derece reaktiftir ve bağırsaklar üstünde negatif bir etkiye sahiptir. Hidrojen (H2), CO2 ve metan (CH4) gibi diğer gazların gaz yapma ve abdominal distansiyon hariç herhangi bir olumsuz etkisi yoktur. SCFA ve laktat bağırsak mikroflorası (pH'yı düşürür, bağırsakları daha asidik yapar) ve bağırsak hücreleri için (bağırsak hücreleri enerji için SCFA'e gerek duyar) son derece faydalıdır. Etanol, bağırsak bakterileri tarafından hızlı bir şekilde metabolize edilir ve insan vücudu üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. BCFA, amonyak (NH3), aminler, fenoller ve indoller bağırsak hücreleri için tahriş edicidir ve mutajenik etkiye sahiptirler ve yüksek konsantrasyonlarda bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiye sahiptirler.

Bundan dolayı, bağırsaklarda karbonhidrat fermantasyonunu arttırmak, protein fermantasyonunu engellemek son derece faydalıdır. Metabolik aktivitedeki bu değişim, yararlı bakteriyel grupların sayısındaki artışla orantılı değildir.

Böylece, prebiyotik kavramı son derece açıktır: yararlı bakterilerin sayısını arttırır ve/veya karbonhidrat metabolizmasını arttırır.

Prebiyotiklerin etkileri

Prebiyotiklerin asıl hedefi kalın bağırsaklarda flora üstünedir.

Prebiyotiklerin iddia edilen etkileri aşağıdaki gibidir:

  • Kabızlığı rahatlatma
  • Bağırsak pH'sını düşürme
  • Bağırsak bakteriyel dengesini yenileme
  • Kan kolesterol seviyesini etkileme
  • Bağırsak kanseri riskini azaltma
  • Bağışıklık sistemi üstüne etkileri
  • Bebeklerde daha iyi bir bağırsak mikroflorası

Kabızlığı rahatlatma.

Bu iyi bilinen ve diyet lifi ile benzer etkiye sahip bir etkidir. Birçok prebiyotik kalın bağırsakta fermente edilebilen karbonhidratlardır. Bu fermantasyon ile, çeşitli gazlar oluşur, ve bu gazlar hacmi arttırır ve bağırsaklarda transit geçiş zamanını kısaltır. Kabızlık yavaş bağırsak geçişi sonucu ortaya çıkmaktadır (yavaş transit zamanı). Transit zamanının kısaltılmasıyla kabızlığa karşı önlem alınmış olur.

Buna ek olarak, birçok karbonhidrat bağırsaklardaki su miktarını arttırır ve asitler bağırsakların kendiliğinden hareket edebilmesini arttırırlar. Bu iki etken transit geçiş süresini kısaltır..

En iyi etki, diyet lifi içeren karbonhidrat karışımlarından elde edilmektedir. Bu olay, metabolizmadaki değişikliklerden (çoğunlukla karbonhidratlarda) kaynaklanmaktadır, özel bakterilerin uyarılmasından değil.

Bağırsak pH'sını düşürmesi

Bu etki, metabolizmadaki protein fermantasyonundan (amonyak oluşumu ile yüksek pH oluşur) karbonhidrat fermantasyonuna (asit oluşumu ile sonuçlanır) değişimden dolayıdır. Crohn's hastalığı ve IBS (tahriş olmuş bağırsak sendromu) gibi birçok bağırsak hastalığı yüksek pH'dan kaynaklanmaktadır. pH'nın düşürülmesiyle hastalığın sendromlarını azaltmaktadır (tedavi değil).

Düşük bağırsak pH'sı aynı zamanda bağırsak hareketini arttırır ve bu da patojen bakterilere karşı koruyabilir.

En iyi etki, karbonhidrat karışımlarının hızlı bir şekilde fermente edilmesiyle elde edilir. Bu da metabolizmadaki değişikliklerden dolayıdır, özel bakterilerin uyarılmasından dolayı değil.

Bağırsak bakteriyel dengesinin yenilenmesi

Antibiyotiklerden, ishalden, stresten veya diğer ilaçlardan kaynaklanan rahatsızlıklardan sonra, prebiyotikler bağırsak dengesini yenileyebilirler. Özel bakteri gruplarının seçici olarak uyarılmasıyla denge yenilenebilir. Bu olay, birçok farklı bakteriyel gruplar için mümkündür. Bu, direk uyarma ile (seçilen bakteri prebiyotik üzerinde gelişir) veya dolaylı uyarma (bakteri, diğer bakteriler için uygun bir çevre yaratır) ile olabilir.

Bu durumda, hem seçici uyarılma hem de metabolizmadaki değişiklikler görev almaktadır.

Kan kolesterol seviyesindeki etkileri

Bazı oligosakkaritler için faydalı etkisinin olduğu iddia edilmektedir fakat, bu etki henüz kanıtlanmamıştır ve açıklandığında da çok fazla etkisi yoktur.

Bağırsak kanseri riskini azaltması

Bu etki henüz kanıtlanmış değildir. Bununla beraber, protein fermantasyonunda oluşan ürünlerin bağırsak kanseri riskini arttırdığı birçok gösterge bulunmaktadır. Yani, protein fermantasyonunun azaltılması, riski de azaltacaktır. Buna ilaveten, karbonhidrat fermantasyonunda oluşan ürünler bağırsak kanseri riskini azaltmaktadır.

Yine, en iyi risk azaltıcı etki, metabolizmadaki değişikliklerden dolayıdır, özel bakteri gruplarındaki değişikliklerden değil.

Bağışıklık sistemi üzerine etkileri

Prebiyotiklerin, yalnız başına bağışıklık sistemi üzerine etkisi yoktur. Bununla beraber, bağırsak florasının değişimiyle, bağışıklık sistemi etkilenebilir. Bu uyarılma faydalı veya zararlı olabilir. Faydalı etkisi demek, patojenlere karşı aktivite göstermesidir. Zararlı etkisi ise, uyarılma ile alerjik reaksiyonların artmasıdır.

Bağırsak mikroflorasının bağışıklık sistemi üzerine olan etkileri üzerine birçok çalışmalar yapılmaktadır. Bununla beraber, şu an bağışıklık sistemini olumlu yönde etkileyen prebiyotik bileşiği bulunamamaktadır.

Bebeklerde daha iyi bir bağışıklık mikroflorası

4 yaşın altındaki çocuklarda bağırsak mikroflorası son derece değişkendir. Birçok oral patojenler microflorayı rahatsız edebilmektedirler. Florayı sabitleyen bileşikler prebiyotikler olarak kabul edilmektedir. Ticari oligosakkaritlerin sabitleyici etkilerine dair birçok çalışmalar bulunmaktadır. Bu etkiler florayı değiştirme ve pH'yı düşürmedir.

Ticari prebiyotikler

Birçok ticari prebiyotikler oligosakkaritler ve diyet liflerdir. Seçilmiş sindirilemeyen oligosakkaritler karbonhidrat fermantasyonunu arttıracak, ve böylece yukarıdaki iddialara etkili olacaktır. Bununla beraber, bütün oligosakkaritlerin faydalı etkiye sahip olmadığı akıldan çıkartılmamalıdır. Oligosakkarit karışımının bir etkiye sahip olması için hayvanlar ve insanlar üzerinde test edilmiş olması gerekmektedir.

Günümüzde, belirli bir bakteri grubunu seçici olarak uyaran oligosakkaritler bulunmamaktadır. Birçok oligosakkaritin bifidobakteri ve laktik asit bakterilerini seçici olarak uyardığı iddia edilmektedir fakat in vivo (insanlarda) ve in vitro (laboratuarda) testleri sonucu, bütün ticari oligosakkaritlerin bağırsaklardaki yüksek sayılardaki bakteriyel türleri tarafından fermente edildiğini göstermiştir.

Bütün ticari oligosakkaritler etkili olduklarında, belirli bakteriyel grupları seçici olarak uyararak değil, metabolizmayı değiştirerek etki ederler.

Yan etkiler

Ticari oligosakkaritlerin karbonhidrat fermantasyonunu arttırması gibi, onlar da gaz oluşumunu arttırırlar (yukarıdaki şekle bakınız). Bu da demek oluyor ki yan etkiler gaz yapma ve abdominal distansiyondur. Bu etkiler hassas kişilerde 5 gramda gözlenirken, dayanıklı kişilerde 40 gramda bile gözlenmez. Bu yan etkiler, oligosakkaritlerin tipine ve insan vücudunun dayanıklılığına bağlıdır.

Etken doz

Normal bir diyet, günde 5 ile 10 gram arasında sindirilemeyen karbonhidrat sağlar. Bu, sebze kaynaklı oligosakkaritleri de içermektedir (başlıca fructo-oligosakkarit). Oligosakkaritlerin etken dozu sağlıklı yetişkinler için günde 5-10 gramdır. 5 gramın altındaki dozlar genellikle etkisiz olarak kabul edilir..

Bazı ticari oligosakkaritler:

Oligosakkaritler

Marka isimleri

Faydalı etkisi tanımlandı mı

Fructo-oligosakkariler (FOS) ve inulin

Oligofructose, raftilose, actilight, frutafit, frutalose

evet

Trans-galacto-oligosakkaritler

Elix'or

evet

Xylo- oligosakkaritler

evet

Manno- oligosakkaritler

evet (hayvanlarda)

Lactulose

LacPure

evet

Sinebiyotikler

Prebiyotikler, özel olarak kalınbağırsaktaki flora üzerine etki etmektedirler. Probiyotikler (link to probiotics) ise ince bağırsak üzerine daha çok etkilidirler.

Sinebiyotikler; prebiyotiklerle probiyotiklerin tek üründeki kombinasyonlarıdır. Buradaki düşünce; bir ürün hem ince bağırsak için faydalı bir ajan, hem de kalın bağırsak için faydalı bir ajan içeren üründür. Böylece bu ikisi sinerji etki yaparak, sine-biyotik olarak adlandırılmıştır.

Genel bir yanlış anlaşılmaya göre; prebiyotik, probiyotiği uyarır (çoğu kez sim-biyotikler olarak adlandırılır). Probiyotiğin uyarılması için prebiyotik kullanılır ve kalın bağırsak üzerine hiçbir etkisi olamaz ve bu kavramdan dolayı herhangi bir faydalı etkisi bulunmaz.


http://www.food-info.net/tr/ff/prebiotics.htm

Fonksiyonel gıda katkı maddelerine örnekler

Sınıf/Bileşen

Kaynak

İddia edilen veya potansiyel faydaları*


Karotenoidler

Alfa-karoten

havuçlar

Hücrelere zarar veren serbest radikalleri etkisizleştirir

Beta-karoten

Sebzeler, meyveler

Serbest radikalleri etkisizleştirir

Lutein

Yeşil sebzeler

Sağlıklı görmeye katkıda bulunur

Likopen

Domates ürünleri

Prostat kanseri riskini azaltabilir

Zeaksanthin

yumurta, turunçgiller, mısır

Sağlıklı görmeye katkıda bulunur


Kolajen Hydrolizat

Kolajen hidrolizat

jelatin

Bazı osteoarthritis semptomları geliştirebilir


Beslenme rejimindeki lifler

Çözünmeyen lif

Buğday kepeği

meme ve kolon kanseri riskini azaltır

Beta glukan**

Yulaf

Kalp damarları ile ilgili hastalık riskini azaltır

Çözünebilen lifler**

Psyllium

Kalp damarları ile ilgili hastalık riskini azaltır

Bütün tahıllar **

Tahıl taneleri

Kalp damarları ile ilgili hastalık riskini azaltır

Yağ asitleri

Omega-3 yağ asitleri- DHA/EPA

Tonbalığı,balık, deniz yağları

Kalp damarları ile ilgili hastalık riskini azaltır ** ve zihinsel ve optik fonksiyonları geliştirir

Konjuge linoleik asit (CLA)

Peynir, et ürünleri

Vücut bileşenlerine katkıda bulunur, bazı kanser risklerini azaltır


Flavonoidler

Antosiyanidin

Meyveler

Bazı kanser çeşitlerinin riskini azaltır

Kateşin

Çay

Bazı kanser çeşitlerinin riskini azaltır

Flavanonlar

Turunçgiller

Bazı kanser çeşitlerinin riskini azaltır

Flavonlar

Meyve / sebzeler

Bazı kanser çeşitlerinin riskini azaltır


Glucosinolates, Indoles, Isothiocyanates

Sulphoraphane

Turpgillerden olan sebzeler

Bazı kanser çeşitlerinin riskini azaltır


Fenoller

Kafeik asit, Ferulik asit

Meyve, sebze, narinciye

degeneratif hastalıklara, kalp hastalıklarına, göz hastalıklarına yakalanma riskini azaltır


Bitkisel steroller

Stanol ester**

Mısır, soya, buğday

Kandaki kolesterol seviyesini düşürür


Prebiyotik/Probiyotik

Frukto-oligosakkarit (FOS)

Yer elması, taze soğan, soğan tozu

Mide ve bağırsak sağlığını geliştirir

Lactobacillus

Yoğurt, süt ürünleri

Mide ve bağırsak sağlığını geliştirir, bakterilerin neden olduğu ishali azaltır**


Saponinler

saponinler

Soya fasülyesi, soya gıdaları, soya proteinleri içeren gıdalar

LDL kolestroli düşürür; kansere karşı enzimler içerir

Soya proteini

Soya proteini**

Soya fasülyesi, soya gıdaları

Günde 25 gram alınması kalp hastalıkları riskini azaltır


Fitoöstrojenler

İsoflavonlar - Daidzein, Genistein

Soya fasülyesi, soya gıdaları

Menepoz semptomlarını azaltır

Lignanlar

Keten, çavdar, sebzeler

Kalp hastalıklarına ve bazı kanserlere karşı korur, LDL kolestrolünü, toplam kolestrolü ve tirigiliserit miktarını düşürür.


Sülfitler/Tiyoller

Diallyl sülfit

Soğan, sarmısak, yağlar, pırasa, yeşil soğan

LDL kolestroli düşürür, sağlıklı bir bağışıklık sistemi sağlar

Allyl methyl trisulfit, Dithiolthionlar

Turpgillerden olan sebzeler

LDL kolestroli düşürür, sağlıklı bir bağışıklık sistemi sağlar


Tanenler

Proantosiyanidinler

Yaban mersini ürünleri, kakao, çikolata

İdrar yolları sağlığını iyileştirir, kalp hastalıkları riskini azaltır

*Listede yer alan birçok bileşen uzun süreler boyunca insanlar üzerinde test edilmemiştir. İddialar sadece laboratuvar araştırmalarına dayanmaktadır ve bütün insan grupları için geçerli değildir. ** Katkı maddeleri hakkındaki sağlık iddiaları FDA tarafından onaylıdır (Amerika Birleşik Devletleri için) veya birçok insan gurubu üzerindeki etkilerinin bilimsel geçerliliği ispatlanmıştır.

http://www.food-info.net/tr/ff/table.htm

Fonksiyonel Gıdalar


“Fonksiyonel gıda” terimi besinlerin yanı sıra sağlığa bir fayda sağlayan gıdaları tanımlar. Terim bütün gıdalardan, kuvvetlendirilmiş, zenginleştirilmiş, geliştirilmiş gıdalara ve diyet takviyelerine kadar hepsiyle ilgilidir ve bu gıdalar zihinsel ve bedensel durumu iyileştirmede potansiyele sahiptir ve hastalık risklerini azaltmaktadır.

Bu faydalara sahip bileşenler, gıdanın içerisinde doğal olarak bulunabilir yada işleme sırasında gıdaya eklenebilir. Gıdalardaki besin elementleri miktarı, doğal miktarlarından daha fazlaya çıkarılarak, zenginleştirilmiş gıdalar elde edilebilir. Kuvvetlendirilmiş gıdalar ise orijinal gıdada bulunmayan besin elementleri veya bileşenleri içermektedirler.

Fonksiyonel gıdalar birçok sınıfa ayrılmaktadır. Aşağıdaki tabloya bakınız :

Fonksiyonel gıda terimlerinin tanımları

Terim

Tanım

Fonksiyonel gıda

Gerekli besin elementi ihtiyacını karşılamasının yanı sıra, bir sağlık faydası sağlayan, çeşitli bileşenler eklenmiş normal gıda tipidir. Örneğin vitamince veya kalsiyumca kuvvetlendirilmiş gıdalar.

Özel sağlık kullanımı için olan gıdalar (FOSHU)

Fonksiyonel gıdaların Japon sınıflandırılmasından İngilizce'ye çevrimidir. Japon hükümeti FOSHU terimini “belirli sağlık faydası bulunması beklenen ve yetkili etiket talep eden gıdalardır. Ve insanlar bu gıdayı belirli bir sağlık faydası olduğu için tüketirler” şeklinde tanımlamıştır. Sınıflandırma veya sıralamanın Japonya dışında herhangi bir statüsü yoktur.

Nutraceutical

İddia edilen hastalığın engellenmesi veya tedavisinde tıbbi ve/veya sağlık faydası bulunan özel bir fonksiyonel gıdadır.

Kolik gıda

Genellikle, sindirilemeyen karbonhidrat formunda olan bağırsaklardaki mikroflora için besin elementi sağlayan ve kolona sindirilmemiş formda ulaşan gıdalardır.

Prebiyotik

Kalın bağırsaktaki durumları faydalı bir şekilde gelişmesini sağlayan gıda bileşenidir.

Probiyotik

İnsan vücudunu faydalı bir şekilde etkileyen tek veya karışık mikroorganizma kültürüdür.

Tıbbi gıda

Amerikan gıda yasasında zorla kabul ettirilmiş özel bir sınıflandırmadır. Bu gıdalar, tıbbi denetim altında kullanılmalıdır, iyi tanımlanmış besin özelliklerine sahip olmalı, tanınmış bilimsel prensiplere dayanmış olmalıdır. Tıbbi gıdalar normal tüketicilere satılmazlar.

Fonksiyonel gıda bileşenlerini gözden geçirmek için tıklayın .

Dünya çapında fonksiyonel gıda pazarları hızlı bir şekilde büyümektedir. Japonya pazarın yaklaşık yarısını üretip tüketirken, Amerika en büyük büyüme hızına sahiptir. Avrupa'da ise probiyotikli doğal süt ürünleri için (örneğin yoğurt ve fermente sütler) pazarlar hızlı bir şekilde büyümektedir. Bu tür gıdaların tüketiciye alımlı gözükmesinin birçok nedeni vardır:

  • Tüketiciler, bir hastalığı iyileştirmektense onu engellemeyi istiyor.
  • Tıbbi maliyetler artmaktadır.
  • Tüketiciler sağlık ve gıda arasındaki bağlantının daha çok farkındalar.
  • Sanayileşmiş milletlerde nüfus yaşlanmaktadır.
  • Tüketiciler sudaki, havadaki ve gıdalardaki kirlilikten, mikroplardan ve kimyasallardan kaynaklanan çevresel zararları önlemek istiyorlar.
  • Faydası hakkındaki bilimsel kanıtlar artmaktadır.

Avrupa ülkelerinde fonksiyonel gıdalar için herhangi bir yasal tanım bulunmamaktadır ve Avrupa ülkeleri gıdalar için sağlık iddiasına izin vermemektedirler. Bütün gıda etiketleri yanlış anlamaya neden olmamalıdırlar. Bu prensibe hürmet edildiğinden emin olmak için Birleşmiş Milletler FAO/WHO Kodeks Alimentarus, Avrupa Konseyi ve ulusal düzenlemeler sadece “savunulabilir ve iyi bulunmuş” iddialara izin vermektedir. Gıdalarda ve takviyelerde sadece iki çeşit iddiaya izin verilmektedir,:

  • Vücudun normal fonksiyonu üzerine olan etkilerini anlatan yapısal ve fonksiyon iddiaları.
  • Hastalık riskini azaltan (şağlık) iddialar, diyetteki bileşenle hastalık arasındaki ilişkiyi anlatan iddialar.

Daha fazla :

Referanslar ve ilave okumalar:

  1. http://europe.ilsi.org/file/ILSIFuncFoods.pdf
  2. Background on Functional Foods : ific.org/relatives/17180.PDF
  3. Functional Foods : www.dietandbody.com by Tanya Zilberter
  4. www.eufic.com
  5. Mary Ellen Sanders, Overview of functional foods: emphasis on probiotic bacteria, Dairy and Food Culture Technologies 8 (1998), 341-347
  6. Louise A. Berner and Joseph A. O'Donnell, Functional foods and health claims legislation: applications to dairy products, Dairy and Food Culture Technologies 8 (1998), 355-362

Probiyotikler

Probiyotik resmi olarak şöyle tanımlanabilir;

Probiyotikler, sindirim sisteminde belli sayılarda bulunan ve temel beslenmenin yanında sağlık açısından çok yararlı olan canlı organizmalardır.

Bir başka tanımda ise;

Probiyotik, kullananın bağırsak mikrobiyal dengesini düzelterek yararlı bir şekilde etkileyen canlı organizmalardır.

Probiyotik kelimesi Yunanca'da “Pro Biyo” köklerinden gelir ve “Pro Yaşam” anlamına gelir. Son yıllarda birçok değişik tanımla anılmıştır. Her durumda da, insanlar için yararlı bakteriyel bir ürün olarak bulunur.

Bu tanımın dayandığı üç temel ilke;

  • Mikro organizmalar (bakteriler) canlıdır.
  • Bakteriler ağız yoluyla alınır.
  • Mikrobiyal dengeyi etkileyebilmesi için bakterilerin bağırsağa kadar canlı olarak ulaşması gerekir.

Buna göre Probiyotik bakteri, asite (mide asiti), safraya karşı dirençli, zehirsiz, ve en önemlisi oksijensiz ortamda yaşayabilen bir suş olmalı. Bu kriterler çerçevesinde bakteri türlerinin sayıları kısıtlanmıştır ve sadece bazı bakteri gruplarının suşları bu koşulları sağlayabilmiştir. Bunlar; Lactobacillus, Streptococcus ve Bifidobacterium türleri olmasına rağmen bazen diğer maya ve bakteri türleri de kullanılabilir (Bacillus gibi). Bu üç cinsde birer laktik asit bakterisidir. Bağırsaklarda ve birçok fermente süt ürününde doğal olarak bulunur.

Adlandırma

Probiyotik bakteriler türe değil suşa bağımlıdır. Bir suş, bakteriyel bir türün üyesi olabilir. Aşağıdaki örnekteki gibi;

Bakteri grubu = Alman Arabası = Laktik asit bakterisi
Bakteri cinsi = Volkswagen = Lactobacillus
Bakteri türü = VW Golf = Lactobacillus acidophilus
Bakteri suşu = VW Golf 1,4 D = Lb. Acidophilus LC1

Herkes Volkswagen Golf 1,4 D'nin bir Volkswagen Golf 2.0i turbo'dan farklı karakteristik özelliği olduğunu bilir, ancak dış görünüşünden bunu anlayamaz. Aynı benzetme bakteriler için de geçerlidir. Dışarıdan hepsi aynı görünür; fakat biyolojik karakteristikler (arabadaki motor) farklıdır. Kısaca bir Probiyotik bakterinin sağlık üzerine yararlı etkisi sadece o suşa aittir, türe değil.

Yöresel Probiyotik ürünler asit fermentli günlük ürünlerdir, yoğurt gibi. Yöresel yoğurt bakterileri (Lactobacillus delbrueckii ssp bulgaricus ve Streptococus salivarius ssp thermophilus) Probiyotik bakteriler değildirler ve Probiyotik bakteriler katılmadıkça yoğurt bir Probiyotik gıda değildir.

İnsan ve hayvan sağlığında probiyotiklerin yararlı etkisi biliniyor. Aşağıdakiler de Lactobacilli ve Bifidobacterium cinslerine aittir:

  • E.coli ve Clostridium perfinges gibi potansiyel patojenlerin engellenmesi
  • Virus ve Salmonella'dan kaynaklanan ishal problemlerini engellemek
  • Candida enfeksiyonunun etkilerinin azaltılması
  • Kolesterol seviyelerinde pozitif etkilerin görülmesi
  • Kolon kanserinin durdurulması veya engellenmesi
  • Bağışıklık sistemi uyarımı
  • Vitaminlerin üretimi
  • Minerallerin özellikle kalsiyumun alımını arttırmak
  • Laktoza alerjisi olan insanlara laktoz sindirimini sağlamak

Yukarıdaki etkiler (faydalar) kesin bilimsel kanıtlara dayanmamaktadır. Sadece birkaç suş kullanılarak yetişkin gönüllülerde uygulanan çok az düzgün bilimsel çalışma bulunmaktadır. Bu kullanılan birkaç suşda yukardaki etkilerin bazıları görülmüş ve onaylanmıştır. İshal (Sindirim sistemi rahatsızlığı) azalımı, laktoz sindiriminin düzeltilmesi, idrar atımının düzenlenmesi ve Candida üzerindeki yararlı etkiler birkaç suş için bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Diğer etkiler sadece gözlemle belirlenmiştir ve hiçbir bilimsel kanıta dayanmamaktadır.

Ayrı ayrı her suş (veya ürün) için bu etkiler düzgün bir şekilde araştırılmalı, fakat maalesef çoğu zaman, özellikle dondurulmuş tozlar, haplar ve kapsüller gibi gıda tamamlayıcılarında bu yapılmamaktadır.

Bir suşun probiyotik etkisi bilimsel olarak kanıtlansa bile, bu her insan için etkili olacağı anlamına gelmiyor. Çünkü her insan kendine has (özgü) bir bağırsak (sindirim sistemi) florasına sahiptir ve bu probiyotik ürünün verimliliğini kısıtlayan (limitleyen) bir faktördür.

Bu yüzden probiyotik ürünlerin etkili olup olmadıklarını önceden tahmin etmek çok zordur. Piyasada, gerçekte etkisi olmayan birçok ürün bulunmaktadır. İngiltere ve Hollanda'da yapılan son iki çalışmada, piyasadaki çoğu probiyotik gıda ürününde bakteri sayısı “çok az veya hiç” olarak belirtilmiştir. Almanyada'ki bir çalışmada ürünlerin %80'inde etiket bilgilerinin yanlış olduğu görülmüştür. Wageningen Üniversitesi'nin yaptığı bir çalışmada Alman kökenli olmayan ürünlerde etiket bilgileri için benzer bir veriye ulaşılmıştır.

AB (EU) gıda yasaları, “gıdanın tüm içeriği etikette belirtilmelidir.” der. Fakat bir çok probiyotik gıdada gerçek böyle değildir. Yukarıda da bahsedildiği gibi, probiyotik etkiler suşa bağlıdır ve hangi bakteri suşu kullanıldığının belirtilmesi gerekir. Bakteriyel adlandırmalar sık sık değişebildiğinden, suşların numaralı gösterimi de gereklidir, çünkü numaralar asla değişmez. Sadece suş numarasını kullanarak bir tüketici, diyetisyen veya doktor ürünün ve içerdiği bakterinin probiyotik etkilerinin doğruluğunu anlayabilir.

Eğer etiket yanlışsa veya tarihi geçmiş (eski) isimler gösteriyorsa, üretici firma son yıllardaki bilimsel literatürdeki değişimlerden haberdar değildir.

Ürün hakkında herhangi bir şüphe varsa, her zaman üretici firmaya suş numaralarını ve bilimsel referanslarını sormak gerekir. Reklam ve kandırmacalara dikkat edin. Güvenilir firmalar bu bilgiyi her zaman sizinle kolayca paylaşabilir. Bilgi alınamadığı takdirde, ürün hakkında çekingen (şüpheci) davranın!

Kandırmacalar

Kandırmaca (aldatmaca), bir üreticinin kullandığı probiyotik bakteri ve etkileri hakkındaki bilgi ve materyalinin tamamıyla başka bir bakteriye ait olması veya hiç olmaması demektir.

Bir üreticinin gerekli bilgileri on-line olarak vermesi çok sık görülür. Lactobacillus casei içeren bir ürünü örnek verebiliriz. Çoğu zaman suş numaraları verilmeyecektir (verilmez). On-line bilgi veren site Lb.casei ve diğer laktik asit bakterileri hakkında genel bilgi içeren bir Link (bağlantı) verir ve göze gerçekten çok güzel görünür. Bütün bunlar mantıklı ve sıradan gelebilir, fakat bu olayı arabalara tercüme ettiğimizde durum değişir.

Bir galerinin Volkswagen Golf 2.0 D (Lb.casei ) sattığını düşünelim. Geri plandaki bilgilerine baktığımızda bütün Volkswagen Golflere (diğer Lb.casei suşları), diğer Volkswagen arabalara (diğer lactobacillus türleri), ve hatta bir BMW'ye (Bifidobacteriler) ait olan motor ve detayla ilgili bilgileri size gösterebilir. Ve karşımıza “Volkswagen Golf 2.0 D güzel bir arabadır, çünkü BMW çok iyi arabalar üretir.” sonucu çıkar.

Hiç kimse böyle bir galericiyi ciddiye almaz, fakat probiyotik ürünlerde kullanılan genel uygulama budur.

Buradaki eksikliğin asıl nedeni, çoğu şirketin bir probiyotik bakteri cinsi ve insan sağlığı üzerine etkileri üzerine yapılması zorunlu fakat çok pahalı olan klinik (teknik) testleri yaptırmamasından kaynaklanmaktadır. Kendi bakteri suşlarını satmak isteyen şirketler, diğer şirketlerin bilgilerini kullanıyorlar. Bu yüzden bu ürünlerin verimliliği tartışılır bir durumdadır.


Bir tüketici olarak, aşağıdaki faktörler bir ürünün güvenliği hakkında bize bilgi verebilir:

• İsimler doğru mu? (Çünkü hayali veya yanlış isimler (Toyota Golf gibi) kullanılabilir.) Eğer şüpheniz varsa lütfen bu link'e bir göz atın. Tıkla http://www.bacterio.cict.fr Eğer isimden bu linkte bahsedilmiyorsa, etiket veya üretici yanlış bilgi vermektedir.

• Suş numaraları verilmiş mi? (çoğu zaman vermezler)

• Tüketici bilgi servisleri var mı? (telefon, posta veya elektronik posta)

Eski isimler

Eğer ürünün etiketinde aşağıda verilen tür isimlerden herhangi biri varsa, üretici güncel bilimsel dataya sahip değildir demektir.

Lactobacillus bifidus : Bu isim 1969'da! kullanımdan kalktı ve o zamandan beri kullanılmamaktadır. Bu suşu kullandığını iddia eden üreticiler datalarını güncellemelidir. Bu isim şimdiki 22 tür içeren Bifidobacterium cinsinin tamamı için kullanılıyordu. Bu ismin değeri “ süt bir günlük üründür” cümlesi kadardır. Yine arabalardan örneklersek, birinin size bir arabayı Alman arabası olarak tanıtması ve başka bilgi vermemesi diyebiliriz.

Streptococcus faecium : Bu isim 1980'lerin başlarında kullanımdan kalktı. Doğru (ve yeni) şekli Enterococcus faecium 'dur. Bu türün patojen suşları da bulunduğundan, üreticinin suş numarasını da düzgün olarak vermesi gerekir.

Hayali isimler

Probiyotik ürünler için aslında bulunmayan ve yasal olmayan bir şekilde kullanılan hayali isimler üretilmiştir.

Lactobacillus sporogenes : Bu isim bir hayali isimdir, böyle bir tür bulunmamaktadır. Bu bakterinin spor yaptığı anlaşılmaktadır. Ancak Lactobacillus'lar spor yapmaz. Burada hangi suş kullanıldığı bilinmemektedir. Ayrıca üretici tarafından Bacillus coagulans suşundan da bahsedilmektedir. Bu bir toprak bakterisidir, insan bağırsağında bulunmazlar ve insanlar üzerinde denenmemiş bir türdür. Bu, insanlar için zararlı, patojen bir spor-yapan organizma olan Clostridium sporogenes de olabilir.

Lactobacillus caucasicus : Başka bir hayali isim daha. Tamamen bilinmeyenlerle dolu bir isim. Bu suşun kullanıldığı ürünler hakkında da hiçbir bilgi yoktur.

Bu iki türün kullanıldığı ürünlerin sağlık açısından yararları hakkında hiçbir beklenti olmamalıdır. Bu bakteriye ait hiçbir literatür güvenilir olarak düşünülemez. Çünkü hiçbir mikrobiyolojik veya medikal yayın var olmayan türler hakkındaki datayı kabul etmez.

Lactobacillus acidophilus casei : Bu bakteri hem Lb.acidophilus hem de Lb.casei olabilir. Hangisi olduğu belli değil. Aynı Volkswagen Golf Passat satmak gibi.

Doğruluğu Onaylanmış Suşlar

  • Lactobacillus casei Shirota (veya LCS) ; Yakult'dan aynı ismi taşıyan üründe kullanılır.
  • Lactobacillus rhamnosus LGG, 25 den fazla ülkede kullanılır. Tür sahibi Finlandiyadan Valio'dur.
  • Lactobacillus acidophilus LA7, çoğu günlük üründe kullanılır.
  • Lactobacillus acidophilus LA5, günlük ürünlerde ve gıda tamamlayıcılarında
  • Lactobacillus acidophilus DDS, temel olarak gıda tamamlayıcılarında
  • Lactobacillus johnsonii La1 (LC1), Nestlé ürünlerinde
  • Bifidobacterium lactis BB12, günlük ürünlerde
  • Bifidobacterium longum BB536, günlük ürünlerde ve gıda tamamlayıcılarında
  • Bifidobacterium animalis DN-173 010 (Bifidus Essentis ), Danone ürünlerinde kullanılır.

Probiyotik Olmadığı Kanıtlanmış Suşlar

Aşağıdaki organizmalar safrada ve midede canlı kalamadıklarından bağırsakta da yaşayamazlar.

Yoğurt bakterileri Lb.delbrueckii ssp bulgaricus ve Streptococcus salivarius ssp thermophilus,

Lactobacillus helveticus


http://www.food-info.net/tr/ff/probiotics.htm

Pollyanna geni bulundu

Pollyanna geni bulundu

İngiliz psikologların yaptığı araştırma, bu geni taşıyan insanların, olumsuz olaylara daha az ilgi gösterdiklerini, bunun yerine hayatın mutluluk veren yanlarına odaklandıklarını gösterdi.

İngiliz The Guardian gazetesinde yayımlanan araştırma, bu insanların daha sosyal olduklarını ve psikolojik açıdan genellikle daha iyi şekillendiklerini de ortaya koydu.

Essex Üniversitesi psikoloji bölümünün başkanı Elaine Fox, söz konusu genin, kişinistresle başa çıkma kabiliyetinin temelini oluşturduğunu ve bu gene sahip olmayanların, hayata daha karamsar baktığını, depresyon gibi akıl sağlığını bozan hastalıklardan daha fazla mustarip olduklarını söyledi.

Araştırma çerçevesinde, 100'den fazla katılımcının, bilgisayar ekranında beliren iyi ve kötü görüntülere verdikleri tepkilerin ne kadar sürdüğü gözlendi.

Görüntüler arasında, kucaklaşan bir çift, tekneyle açılan ve saldırıya uğrayan kişilerin resimleri de yer alıyordu.

Katılımcılara yapılan genetik testlerde, bazı kişilerde gözlenen kötü resimleri yok sayma ve iyi olanlara ilgi gösterme eğiliminin, serotonin hormonunu kontrol eden bir genin varyasyonuyla güçlü biçimde bağlantılı olduğu görüldü.

Sonuçları Proceedings of the Royal Society B dergisinde yayımlanan araştırmada, herkeste söz konusu genin iki varyasyonunun kalıtımsal olarak bulunduğu, bu iki varyasyonun iki kısa, iki uzun veya bir kısa bir uzun şeklinde olabileceği, genin iki uzun varyasyonuna sahip kişilerin, daha olumlu yaklaşım içinde oldukları gözlendi.


Genin iki kısa varyasyonuna sahip kişilerin de daha nevrotik ve endişeli olabilecekleri belirtildi.


http://www.haber7.com/haber/20090225/Pollyanna-geni-bulundu.php

13 Şubat 2009 Cuma

YEMEKLERDEN HEMEN SONRA YAPILMAMASI GEREKEN 7 ŞEY:




* Sigara içmeyin: Uzmanlarca yapılan deneyler, yemeklerden hemen sonra içilen bir sigaranın 10 sigaraya eşdeğer

olduğunu kanıtlamıştır.(Kanser olma riski daha yüksek.)



* Hemen meyve yemeyin: Yemeklerin peşinden yenen meyveler midenin havayla davul gibi şişmesine neden olur.




* Çay içmeyin : Zira çay yaprakları yoğun asit içerir. Bu madde tükettiğimiz gıdalardaki proteinin hazmını zorlaştırıyor.




* Kemerinizi gevşetmeyin: Yemekten sonra kemeri gevşetmek kolaylıkla bağırsak düğümlenmesine ve tıkanmasına neden olur.




* Banyo yapmayın: Banyo yapmak ellerdeki, bacaklardaki ve vücuttaki kan akışını hızlandırır, böylece mide çevresindeki

kan miktarı bu durumda azalır. Bu da midemizin sindirim sistemini zayıflatır.


* Yürümeyin: İnsanlar çoğu zaman, yemeklerden sonra 100 adım yürümek 99 yaşına kadar yaşamanızı sağlar derler.

Gerçekte bu doğru değildir. Yürümek sindirim siteminin aldığımız gıdalardan besinlerin emilimini engeller.


* Hemen uyumayın: Aldığımız gıdalar yeterince sindirilemez. Bu durum bağırsağımızda gastrit ve enfeksiyona önderlik eder.




SON OLARAK BU MESAJI BEKLETMEYİN.
DOSTLARINIZA İLETİN Kİ; HABERDAR OLSUNLAR!

2 Şubat 2009 Pazartesi

Kayısıya kanser vız gelir

Türkiye'de ilk defa kayısı araştırması yapıldı. Buna göre mucizevi meyve; kanseri karaciğer yetmezliğini ve kalp krizini önlüyor. Alkolün zararlarından da koruyor.

Cilt dostu olmasıyla ünlenen kayısının marifetleri anlatmakla bitmiyor. İnönü Üniversitesi, Malatya Kayısı Araştırma Vakfı ve Malatya Valiliği'nin işbirliği ile 4 yıl önce kayısının yararları konusunda çalışma başlattı.

Kayısı hakkında ilk kez hayvanlar üzerinde bir araştırma yapıldı. Araştırma sonuçlarına göre, kayısı sindirim sistemi kanserlerine karşı önleyici bir etki yapıyor. Karaciğeri de koruyarak, yağlanmasını engelliyor. Antioksidan niteliğindeki bu mucizevi meyve, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini de yüzde 50 oranında azaltıyor.

VÜCUT DİRENCİNİ ARTTIRIYOR

Vücut direncini de arttıran kayısı, alkolün verdiği zararları da en aza indirerek organları koruyor. Kayısının yararlarına ilişkin 4 araştırma daha sürdürdüklerini belirten Prof. Dr. Ali Otlu, kayısı ihracatı yapan şirketlerin kayısının bilimsel yararlarıyla ilgili araştırmalar için kaynak ayırmasını talep etti.


http://www.haber7.com/haber/20090130/Kayisiya-kanser-viz-gelir.php